Sepetim (0) Toplam: 0,00
%25
Edebiyatist | Edebiyatist Dergisi Sayı: 18 Temmuz - Ağustos 2018 | Kol

Edebiyatist Dergisi Sayı: 18 Temmuz - Ağustos 2018

Etiket Fiyatı : 11,88
İndirimli Fiyat : 8,91
Kazancınız : 2,97
Taksitli fiyat : 9 x 1,15
Edebiyatist Dergisi Sayı: 18 Temmuz - Ağustos 2018
Edebiyatist Dergisi Sayı: 18 Temmuz - Ağustos 2018
Edebiyatist
8.91

Başrollerinde Şener Şen ile Meltem Cumbul'un olduğu 2005 yapımı bir Yavuz Turgul filmi vardı “Gönül Yarası” diye. Filmde yeni emekli olan ancak taksi şoförlüğü yapan Nâzım öğretmen (Şener Şen) zor durumda kalan genç bir kadın olduğu için sahip çıktığı Dünya'yı (Meltem Cumbul) dertleşip türkü dinlemek için bir mekâna götürüyordu. Sahnede Aynur Doğan Kürtçe bir türkü olan Dar Hejiroke'yi (İncir Ağacı'nı) söylerken Dünya ağlamaya başlıyordu. Sonrasında gelişen diyalog aynen şöyleydi:
Şener Şen: Kürtçe biliyor musun?

Meltem Cumbul: Hayır.

Şener Şen: O zaman niye ağlıyorsun?

Meltem Cumbul: Ağabey bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?

Kazım Koyuncu'yla özdeşleşen Didou Nana var bir de meselâ. Gürcüce olan bu şarkının sözlerinin tek bir kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyiz ama hissettirdiği hüznü, sonsuzluğu çok iyi biliriz.

Bunun gibi daha bir sürü örnek sayabiliriz. İçimizi kıpır kıpır eden Balkan ezgilerini, mavilikleri burnumuza getiren Yunan melodileri, aşkı bir başka yaşatan Fransız şarkıları, usulca ruhu ele geçiren ney ya da çocukluğa götüren mızıka sesi…

İşte müziğin en evrensel tanımı budur, dili yoktur. O müzik ki henüz anne karnındaki bebeğe, saksıdaki çiçeğe bile iyi geldiği rivayet edilir. Tartışmasız en ulaşılabilir, en kolay ve en çok tüketilen sanat dalıdır. Bu yüzden farklıdır, yeri ayrıdır. Bir insan hiç kitap okumamış; tiyatroya, baleye, operaya gitmemiş; resim ve heykel görmemiş hatta hayatında tek bir film izlememiş olabilir. Ama duyma engelli değilse mutlaka kulağına bir şekilde bir melodi değmiştir. Sürekli lafını ettiğimiz o ilkel kabilelerin elektriği, doğru düzgün yiyecekleri, giyecek kıyafetleri olmasa bile kendilerine has çalgıları, duygulandıkları ya da dans ettikleri bir şarkıları vardır. Tam da bu yüzden, evrenselliği ve bu birleştirici, bütünleştirici özelliğinden ötürü bu sayı müzik dedik. Ve insanların en cömert davrandığı, en çok paylaştığı şeyin müzik olduğunu fark ettik. Paylaşalım istedik.

Bu sayımızda,

Cem Karaca'yı eşi İlkim hanımdan diledik. Teoman ve İlhan Şeşen Söyleşilerimizin yanında Sevgili Yaşar'ın da bir şiiri var. Bu sayımızda katkısı olan diğer yazarlarımız;

Ahmet Karadağ
Akın Dursun
Ali Kırkar
Ali Kocatepe
Alis Çalışkan
Anıl Nart Kalmuk
Aysu Altaş
Ayşe Nur Demir
Aziz Yılmazel
Birican Güneri
Dilek Erkılınç
Dilek Türel
Duygu Çayırcıoğlu
Ece Dorsay
Ertuğrul Kaya
Fikret Çelik
Galip Çağ
Gökhan Coşkun
Gözde Urfalı
Hamdi Oğulhan Tünay
Hasan Bozaslan
İlayda Özcan
İlkim Karaca
İsmail Buğdaycı
Julia Ortay
Kaan Kayahan
Mehmet A. Başkurt
Mehmet Zeki Erkozan
Meryem Koç
Nermin Sarıbaş
Nurdane Özdemir Sağkan
Nurettin Burhan
Oğuz Aslan
Rabia Burhan
Saide Naz
Sarper Semiz
Sirel
Şükrü Erbaş
Tolga Yazıcı
Toprak Uçar
Tuğba Kocaağaoğlu
Yaşar

  • Kitap Hakkında
    • Başrollerinde Şener Şen ile Meltem Cumbul'un olduğu 2005 yapımı bir Yavuz Turgul filmi vardı “Gönül Yarası” diye. Filmde yeni emekli olan ancak taksi şoförlüğü yapan Nâzım öğretmen (Şener Şen) zor durumda kalan genç bir kadın olduğu için sahip çıktığı Dünya'yı (Meltem Cumbul) dertleşip türkü dinlemek için bir mekâna götürüyordu. Sahnede Aynur Doğan Kürtçe bir türkü olan Dar Hejiroke'yi (İncir Ağacı'nı) söylerken Dünya ağlamaya başlıyordu. Sonrasında gelişen diyalog aynen şöyleydi:
      Şener Şen: Kürtçe biliyor musun?

      Meltem Cumbul: Hayır.

      Şener Şen: O zaman niye ağlıyorsun?

      Meltem Cumbul: Ağabey bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?

      Kazım Koyuncu'yla özdeşleşen Didou Nana var bir de meselâ. Gürcüce olan bu şarkının sözlerinin tek bir kelimesinin ne anlama geldiğini bilmeyiz ama hissettirdiği hüznü, sonsuzluğu çok iyi biliriz.

      Bunun gibi daha bir sürü örnek sayabiliriz. İçimizi kıpır kıpır eden Balkan ezgilerini, mavilikleri burnumuza getiren Yunan melodileri, aşkı bir başka yaşatan Fransız şarkıları, usulca ruhu ele geçiren ney ya da çocukluğa götüren mızıka sesi…

      İşte müziğin en evrensel tanımı budur, dili yoktur. O müzik ki henüz anne karnındaki bebeğe, saksıdaki çiçeğe bile iyi geldiği rivayet edilir. Tartışmasız en ulaşılabilir, en kolay ve en çok tüketilen sanat dalıdır. Bu yüzden farklıdır, yeri ayrıdır. Bir insan hiç kitap okumamış; tiyatroya, baleye, operaya gitmemiş; resim ve heykel görmemiş hatta hayatında tek bir film izlememiş olabilir. Ama duyma engelli değilse mutlaka kulağına bir şekilde bir melodi değmiştir. Sürekli lafını ettiğimiz o ilkel kabilelerin elektriği, doğru düzgün yiyecekleri, giyecek kıyafetleri olmasa bile kendilerine has çalgıları, duygulandıkları ya da dans ettikleri bir şarkıları vardır. Tam da bu yüzden, evrenselliği ve bu birleştirici, bütünleştirici özelliğinden ötürü bu sayı müzik dedik. Ve insanların en cömert davrandığı, en çok paylaştığı şeyin müzik olduğunu fark ettik. Paylaşalım istedik.

      Bu sayımızda,

      Cem Karaca'yı eşi İlkim hanımdan diledik. Teoman ve İlhan Şeşen Söyleşilerimizin yanında Sevgili Yaşar'ın da bir şiiri var. Bu sayımızda katkısı olan diğer yazarlarımız;

      Ahmet Karadağ
      Akın Dursun
      Ali Kırkar
      Ali Kocatepe
      Alis Çalışkan
      Anıl Nart Kalmuk
      Aysu Altaş
      Ayşe Nur Demir
      Aziz Yılmazel
      Birican Güneri
      Dilek Erkılınç
      Dilek Türel
      Duygu Çayırcıoğlu
      Ece Dorsay
      Ertuğrul Kaya
      Fikret Çelik
      Galip Çağ
      Gökhan Coşkun
      Gözde Urfalı
      Hamdi Oğulhan Tünay
      Hasan Bozaslan
      İlayda Özcan
      İlkim Karaca
      İsmail Buğdaycı
      Julia Ortay
      Kaan Kayahan
      Mehmet A. Başkurt
      Mehmet Zeki Erkozan
      Meryem Koç
      Nermin Sarıbaş
      Nurdane Özdemir Sağkan
      Nurettin Burhan
      Oğuz Aslan
      Rabia Burhan
      Saide Naz
      Sarper Semiz
      Sirel
      Şükrü Erbaş
      Tolga Yazıcı
      Toprak Uçar
      Tuğba Kocaağaoğlu
      Yaşar

      Stok Kodu
      :
      3990000030091
      Ebad
      :
      21.00x30.00
      Sayfa Sayısı
      :
      64
      Baskı
      :
      1
      Basım Tarihi
      :
      2018-07
      Kapak Türü
      :
      Ciltsiz
      Kağıt Türü
      :
      2. Hamur
      Dili
      :
      Türkçe
  • Yorumlar
    • Yorum yaz
      Bu eser hakkında yorum yazarak Puan Kazanabilir, Puanlarınızı Kitap Alış-Verişlerinizde kullanabilirsiniz. (Üyeler İçin)
Kapat