Küresel düzenin çatırdadığı, ideallerin realpolitik karşısında sık sık geri çekildiği bir çağda NATO Eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in On My Watch adlı eseri, güç politikalarının soğuk yüzünü değil, stratejik sabrın ve tarihsel yükümlülüklerin gerilimli arka planını görünür kılıyor. Stoltenberg, NATO'nun vitrindeki duruşunu değil, kulislerde şekillenen kırılgan dengeyi, müttefikler arasındaki derin gerilimleri ve liderliğin “görünmeyen saatlerini” anlatıyor. Bu kitap, bir askeri ittifakın değil, dünyayı yeni bir mücadele çağından geçiren stratejik aklın anatomisi. Okur; konferans salonlarının steril ortamının arkasına saklanan kararsızlık, hesap, psikolojik baskı ve sorumlulukla yüzleşiyor.
Rusya'nın saldırganlığı, Çin'in tırmanan etkisi, Avrupa'nın kendi güvenlik bilinçaltıyla hesaplaşması ve ABD'nin zaman zaman ikircikli stratejik tutumu, Stoltenberg'in satırlarında birer jeopolitik kavram olmaktan çıkıp yaşayan meseleler hâline geliyor.
Kitap, NATO'nun yalnızca savunma şemsiyesi olmadığını; diplomasi, istihbarat, caydırıcılık ve norm üretimi ekseninde şekillenen geniş bir medeniyet mücadelesi alanı olduğunu gösteriyor. Soğuk zekâ ile duygusal disiplinin iç içe geçtiği liderlik üslubu, bugün siyasetin yüzeyselliği içinde unutulmuş bir kavramı, “ciddiyet”i yeniden hatırlatıyor.
Eserin Türkiye'ye bakışı ise özellikle dikkat çekici. Stoltenberg, Türkiye'yi ittifakın “zorlayıcı müttefiki” değil, jeopolitik aklın merkezindeki bir mihver olarak konumlandırıyor. Suriye krizi, Karadeniz dengesi, terörle mücadele, mülteci diplomasisi ve enerji güvenliği başlıklarında Ankara'nın oynadığı rol, sadece taktik değil stratejik bir zorunluluk olarak anlatılıyor. Kitap,
Türkiye'nin bağımsız dış politika çizgisini “sistem bozucu” değil, ittifakın gerçeklerine ayna tutan “dengeleyici güç” olarak yorumluyor. Böylece Türkiye, NATO içinde tartışılan değil, NATO'nun geleceğini belirleyen bir aktör olarak resmediliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
Küresel düzenin çatırdadığı, ideallerin realpolitik karşısında sık sık geri çekildiği bir çağda NATO Eski Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in On My Watch adlı eseri, güç politikalarının soğuk yüzünü değil, stratejik sabrın ve tarihsel yükümlülüklerin gerilimli arka planını görünür kılıyor. Stoltenberg, NATO'nun vitrindeki duruşunu değil, kulislerde şekillenen kırılgan dengeyi, müttefikler arasındaki derin gerilimleri ve liderliğin “görünmeyen saatlerini” anlatıyor. Bu kitap, bir askeri ittifakın değil, dünyayı yeni bir mücadele çağından geçiren stratejik aklın anatomisi. Okur; konferans salonlarının steril ortamının arkasına saklanan kararsızlık, hesap, psikolojik baskı ve sorumlulukla yüzleşiyor.
Rusya'nın saldırganlığı, Çin'in tırmanan etkisi, Avrupa'nın kendi güvenlik bilinçaltıyla hesaplaşması ve ABD'nin zaman zaman ikircikli stratejik tutumu, Stoltenberg'in satırlarında birer jeopolitik kavram olmaktan çıkıp yaşayan meseleler hâline geliyor.
Kitap, NATO'nun yalnızca savunma şemsiyesi olmadığını; diplomasi, istihbarat, caydırıcılık ve norm üretimi ekseninde şekillenen geniş bir medeniyet mücadelesi alanı olduğunu gösteriyor. Soğuk zekâ ile duygusal disiplinin iç içe geçtiği liderlik üslubu, bugün siyasetin yüzeyselliği içinde unutulmuş bir kavramı, “ciddiyet”i yeniden hatırlatıyor.
Eserin Türkiye'ye bakışı ise özellikle dikkat çekici. Stoltenberg, Türkiye'yi ittifakın “zorlayıcı müttefiki” değil, jeopolitik aklın merkezindeki bir mihver olarak konumlandırıyor. Suriye krizi, Karadeniz dengesi, terörle mücadele, mülteci diplomasisi ve enerji güvenliği başlıklarında Ankara'nın oynadığı rol, sadece taktik değil stratejik bir zorunluluk olarak anlatılıyor. Kitap,
Türkiye'nin bağımsız dış politika çizgisini “sistem bozucu” değil, ittifakın gerçeklerine ayna tutan “dengeleyici güç” olarak yorumluyor. Böylece Türkiye, NATO içinde tartışılan değil, NATO'nun geleceğini belirleyen bir aktör olarak resmediliyor.
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 437,85 | 437,85 |