Bazı duyguların adını koymak kolaydır. Bazılarıysa yıllarca başka isimlerin ardında saklanır.
İnsan öfkesine yorgunluk, korkusuna tedbir, suçluluğuna sevgi diyebilir; bir kaybın ardından hayatına devam etmeyi unutmak sanabilir, başkalarını
üzmemek için kendi isteklerinden vazgeçerken bunu fedakârlık diye adlandırabilir. Zaman geçtikçe bütün bu duygular birbirine karışır ve insan, bir
gün kendi içinde hangi rengin nerede başladığını seçemez hâle gelir.
Seul'ün eski sokaklarından birinde, hanokların arasına saklanmış küçük bir atölye vardır. Kapısının üzerindeki tabelada “Duyguları Renklendirme
Atölyesi” yazar. İçeride sıra sıra boya şişeleri, duvarlarda yabancıların bıraktığı tuhaf resimler ve insanlara cevap vermekten çok soru sormayı seven
Im Tae-gyeom vardır.
Bu kapıdan içeri girenlerin hiçbiri hayatını değiştirmek için gelmez. Biri yağmurdan kaçarken kendisini yıllardır bakamadığı bir mavinin karşısında
bulur, biri öfkeli olmadığından eminken kırmızıyla tanışır, bir başkası ise sevgi sandığı korkunun hayatını ne kadar sessizce küçülttüğünü fark eder.
Fakat atölyede hiçbir acı silinmez, hiçbir yara mucizevi biçimde kapanmaz ve karanlık renklerin üzeri daha güzel olanlarla boyanmaz.
Bazı duygular iyileştirilmek değil, görülmek ister. Peki ya yıllardır başkalarının renklerini bulmasına yardım eden adam, kendi rengini çoktan
kaybetmişse?
Duyguları Renklendirme Atölyesi, kaybetmenin, öfkelenmenin, korkmanın, suçluluğun ve yeniden yaşamaya cesaret etmenin iç içe geçtiği üç insan
hikâyesiyle, okurunu tek bir sorunun karşısında bırakıyor: Sen, yıllardır başka bir isimle çağırdığın duygunun gerçek rengini görmeye hazır mısın?
(Tanıtım Bülteninden)
Bazı duyguların adını koymak kolaydır. Bazılarıysa yıllarca başka isimlerin ardında saklanır.
İnsan öfkesine yorgunluk, korkusuna tedbir, suçluluğuna sevgi diyebilir; bir kaybın ardından hayatına devam etmeyi unutmak sanabilir, başkalarını
üzmemek için kendi isteklerinden vazgeçerken bunu fedakârlık diye adlandırabilir. Zaman geçtikçe bütün bu duygular birbirine karışır ve insan, bir
gün kendi içinde hangi rengin nerede başladığını seçemez hâle gelir.
Seul'ün eski sokaklarından birinde, hanokların arasına saklanmış küçük bir atölye vardır. Kapısının üzerindeki tabelada “Duyguları Renklendirme
Atölyesi” yazar. İçeride sıra sıra boya şişeleri, duvarlarda yabancıların bıraktığı tuhaf resimler ve insanlara cevap vermekten çok soru sormayı seven
Im Tae-gyeom vardır.
Bu kapıdan içeri girenlerin hiçbiri hayatını değiştirmek için gelmez. Biri yağmurdan kaçarken kendisini yıllardır bakamadığı bir mavinin karşısında
bulur, biri öfkeli olmadığından eminken kırmızıyla tanışır, bir başkası ise sevgi sandığı korkunun hayatını ne kadar sessizce küçülttüğünü fark eder.
Fakat atölyede hiçbir acı silinmez, hiçbir yara mucizevi biçimde kapanmaz ve karanlık renklerin üzeri daha güzel olanlarla boyanmaz.
Bazı duygular iyileştirilmek değil, görülmek ister. Peki ya yıllardır başkalarının renklerini bulmasına yardım eden adam, kendi rengini çoktan
kaybetmişse?
Duyguları Renklendirme Atölyesi, kaybetmenin, öfkelenmenin, korkmanın, suçluluğun ve yeniden yaşamaya cesaret etmenin iç içe geçtiği üç insan
hikâyesiyle, okurunu tek bir sorunun karşısında bırakıyor: Sen, yıllardır başka bir isimle çağırdığın duygunun gerçek rengini görmeye hazır mısın?
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 182,00 | 182,00 |