Emanetten Profesyonelliğe - Değişen Toplumda Yaşlı Bakımı ve Maneviyat

Hamur Tipi:
2. Hamur
Stok Kodu:
9786258810974
Boyut:
16 x 24
Sayfa Sayısı:
101
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe
%40 indirimli
210,00TL
126,00TL
Taksitli fiyat: 1 x 126,00TL
Tedarikçi Stoğu 999 Adet
9786258810974
1122351
Emanetten Profesyonelliğe - Değişen Toplumda Yaşlı Bakımı ve Maneviyat
Emanetten Profesyonelliğe - Değişen Toplumda Yaşlı Bakımı ve Maneviyat
126

Modernleşme, özünde bir anlam devrimidir. Geleneksel toplumda birey; içinde doğduğu topluluğun, geleneğin ve ilahi düzenin bir parçası olarak var olurdu. Yaşlılık bu düzende bir paye, bir bilgelik tacıydı. Modernite bu koordinatları sildi ve bireyi hem özgür hem de köksüz bıraktı.
Anthony Giddens'ın (1990) 'yerinden çıkma' (disembedding) kavramı bu süreci çerçeveler. Güvenilir yerel ilişkilerin yerini soyut sistemler alan birey, önceki topluluk bağlarının sağladığı ontolojik güvenliği yitirir (Giddens, 1991). Max Weber'in (1958) 'büyüsü bozulmuş dünya'sında yaşlılık, kutsal bir tecrübe alanı değil; biyolojik yıpranma ve ekonomik maliyet olarak tanımlanan bir 'yönetim nesnesidir'. Zygmunt Bauman (2004) ise bu tabloyu 'ıskarta hayatlar' kavramıyla tamamlar: tüketici kimliğini yitiren her birey, sistemin atığı haline gelme riskiyle yüzleşir.
Bu kitap, o sessiz çığlığın sosyolojisini yazmaktadır. 35 huzurevi sakininin sesi; Weber'in (1958) demir kafesini, Goffman'ın (1961) total kurumunu, Habermas'ın (1984) iletişimsel akıl yoksunluğunu ve Frankl'ın (1959) anlam arayışını ete-kemiğe büründürmektedir.
"Yaşlı bakımının 'emanet' ekseninden 'profesyonel hizmet' alanına kayması, basit bir tercih değil, modernitenin makro-sosyolojik süreçlerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Kentleşme olgusuyla birlikte geniş aile yapısının çözülerek çekirdek aileye evrilmesi, mekânsal daralmayı ve kuşaklararası fiziksel mesafeyi beraberinde getirmiştir. Bu dönüşüme, kadının iş gücüne kitlesel katılımı eklenmiştir; zira geleneksel toplumda yaşlı bakımının ücretsiz ve görünmez emeğini üstlenen kadın, modern ekonomik yapıda artık bu rolü sürdürememektedir. Dolayısıyla, yaşlı bakımının kurumsallaşması ve rasyonel bir iş bölümüne dayalı olarak profesyonelleşmesi, yapısal bir zorunluluktur. Ancak bu çalışma, söz konusu kaçınılmazlığı rasyonel bir başarı olarak kutsamak yerine, bu sürecin ürettiği insani ve anlamsal boşluğa odaklanmaktadır. Amaç, modern kurumları tasfiye etmek değil; bu yapısal zorunluluğun içinde kaybolan 'insani özü' yeniden aramaktır."



(Tanıtım Bülteninden)

Modernleşme, özünde bir anlam devrimidir. Geleneksel toplumda birey; içinde doğduğu topluluğun, geleneğin ve ilahi düzenin bir parçası olarak var olurdu. Yaşlılık bu düzende bir paye, bir bilgelik tacıydı. Modernite bu koordinatları sildi ve bireyi hem özgür hem de köksüz bıraktı.
Anthony Giddens'ın (1990) 'yerinden çıkma' (disembedding) kavramı bu süreci çerçeveler. Güvenilir yerel ilişkilerin yerini soyut sistemler alan birey, önceki topluluk bağlarının sağladığı ontolojik güvenliği yitirir (Giddens, 1991). Max Weber'in (1958) 'büyüsü bozulmuş dünya'sında yaşlılık, kutsal bir tecrübe alanı değil; biyolojik yıpranma ve ekonomik maliyet olarak tanımlanan bir 'yönetim nesnesidir'. Zygmunt Bauman (2004) ise bu tabloyu 'ıskarta hayatlar' kavramıyla tamamlar: tüketici kimliğini yitiren her birey, sistemin atığı haline gelme riskiyle yüzleşir.
Bu kitap, o sessiz çığlığın sosyolojisini yazmaktadır. 35 huzurevi sakininin sesi; Weber'in (1958) demir kafesini, Goffman'ın (1961) total kurumunu, Habermas'ın (1984) iletişimsel akıl yoksunluğunu ve Frankl'ın (1959) anlam arayışını ete-kemiğe büründürmektedir.
"Yaşlı bakımının 'emanet' ekseninden 'profesyonel hizmet' alanına kayması, basit bir tercih değil, modernitenin makro-sosyolojik süreçlerinin kaçınılmaz bir sonucudur. Kentleşme olgusuyla birlikte geniş aile yapısının çözülerek çekirdek aileye evrilmesi, mekânsal daralmayı ve kuşaklararası fiziksel mesafeyi beraberinde getirmiştir. Bu dönüşüme, kadının iş gücüne kitlesel katılımı eklenmiştir; zira geleneksel toplumda yaşlı bakımının ücretsiz ve görünmez emeğini üstlenen kadın, modern ekonomik yapıda artık bu rolü sürdürememektedir. Dolayısıyla, yaşlı bakımının kurumsallaşması ve rasyonel bir iş bölümüne dayalı olarak profesyonelleşmesi, yapısal bir zorunluluktur. Ancak bu çalışma, söz konusu kaçınılmazlığı rasyonel bir başarı olarak kutsamak yerine, bu sürecin ürettiği insani ve anlamsal boşluğa odaklanmaktadır. Amaç, modern kurumları tasfiye etmek değil; bu yapısal zorunluluğun içinde kaybolan 'insani özü' yeniden aramaktır."



(Tanıtım Bülteninden)

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 126,00    126,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat