Hiçlik. İnsanın kendiyle yüzleşmek için kazdığı en derin kuyu.
Bir çocuğun yoksullukla örülü, erken sona ermiş masumiyeti, onu genç yaşta varoluşsal bir bilincin eşiğine itiyor. Hiçlik, sadece bir ailenin geçim mücadelesi değil; aynı zamanda bireyin, yüzeyselliğin ve samimiyetsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyaya karşı verdiği onurlu savaşın hikâyesi.
O, kalabalıkların arasında yürüyor, konuşulanları dinliyor; ama etrafta dönen sığ sohbetlerin, takınılmış maskelerin ve yapay rollerin ardındaki boşluğu hissediyor. Günden güne kendini kamufle etmeyi, gerçek benliğini yalnızca seçilmiş anlara saklamayı öğreniyor. "Neden bu kadar sessizsin?" sorusuna verdiği kaçamak cevap, dışarıdaki gürültüye karşı ruhunu korumak için inşa ettiği kalın bir duvardır.
Yazar, Toplumsal Gerçekçiliğin keskin gözlem gücünü, Varoluşçuluğun derin sorgulamalarıyla birleştiriyor. Roman, okuyucuyu kendi yaşamındaki anlam krizleriyle yüzleşmeye davet ediyor: Gerçekten olduğun gibi yaşamak mümkün mü? Yoksa insan, bu hayatta kalma mücadelesinde kaçınılmaz olarak kendine yabancılaşır mı?
Hiçlik, kaybolan çocukluk, zorunlu olgunlaşma ve otantiklik arayışı üzerine yazılmış güçlü bir manifestodur. Sadece hayatta kalmak değil, insan kalmak üzerine kurulan bu hikâye, okuyucuyu son sayfada, kahramanın attığı simgesel adımla baş başa bırakıyor.
Peki ya o genç, kendi benliğini bozmadan bu dünyadan çekip gitme yolunu gerçekten bulabilecek miydi?
(Tanıtım Bülteninden)
Hiçlik. İnsanın kendiyle yüzleşmek için kazdığı en derin kuyu.
Bir çocuğun yoksullukla örülü, erken sona ermiş masumiyeti, onu genç yaşta varoluşsal bir bilincin eşiğine itiyor. Hiçlik, sadece bir ailenin geçim mücadelesi değil; aynı zamanda bireyin, yüzeyselliğin ve samimiyetsizliğin hüküm sürdüğü bir dünyaya karşı verdiği onurlu savaşın hikâyesi.
O, kalabalıkların arasında yürüyor, konuşulanları dinliyor; ama etrafta dönen sığ sohbetlerin, takınılmış maskelerin ve yapay rollerin ardındaki boşluğu hissediyor. Günden güne kendini kamufle etmeyi, gerçek benliğini yalnızca seçilmiş anlara saklamayı öğreniyor. "Neden bu kadar sessizsin?" sorusuna verdiği kaçamak cevap, dışarıdaki gürültüye karşı ruhunu korumak için inşa ettiği kalın bir duvardır.
Yazar, Toplumsal Gerçekçiliğin keskin gözlem gücünü, Varoluşçuluğun derin sorgulamalarıyla birleştiriyor. Roman, okuyucuyu kendi yaşamındaki anlam krizleriyle yüzleşmeye davet ediyor: Gerçekten olduğun gibi yaşamak mümkün mü? Yoksa insan, bu hayatta kalma mücadelesinde kaçınılmaz olarak kendine yabancılaşır mı?
Hiçlik, kaybolan çocukluk, zorunlu olgunlaşma ve otantiklik arayışı üzerine yazılmış güçlü bir manifestodur. Sadece hayatta kalmak değil, insan kalmak üzerine kurulan bu hikâye, okuyucuyu son sayfada, kahramanın attığı simgesel adımla baş başa bırakıyor.
Peki ya o genç, kendi benliğini bozmadan bu dünyadan çekip gitme yolunu gerçekten bulabilecek miydi?
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 210,00 | 210,00 |