İnsan ve Sırları - Kendini Tanı (Ciltli)

Hamur Tipi:
2. Hamur
Stok Kodu:
9786259235523
Boyut:
13 x 21
Sayfa Sayısı:
304
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
Ciltli
Dili:
Türkçe
%25 indirimli
700,00TL
525,00TL
Taksitli fiyat: 1 x 525,00TL
Tedarikçi Stoğu 999 Adet
9786259235523
1128593
İnsan ve Sırları - Kendini Tanı (Ciltli)
İnsan ve Sırları - Kendini Tanı (Ciltli)
525

Bismillahirrahmanirrahim,
Materyalizm ve şahsi benliklerin ön planda olduğu son 500 yılda, insanlar kendi hakikatlerinden uzaklaştı, bu düzen içinde tüm dinsel öğretiler de artan bir ivme ile yozlaştı, bu durum kendini tanımak isteyen, nerden geldiğini, kim olduğunu, niçin yaratıldığını sorgulayan aklıselim insanları adeta bunalıma sürükledi ve sürüklemekte... Bu noktada dinsel öğretilerin hakikat boyutu örtülü kalıp, sadece şekilsel ibadet ritüelleri boyutu ön plana çıkınca emperyal, ben/ego merkezli batı medeniyetinde bilimin gelişmesi ile birlikte, ibrahimi/semavi dinler gözden düşerken, hakikat sadece maddenin özü olan kuantum seviyesi ve enerji merkezli ekoller yani yaşam koçu vb öğretiler ile kendi nispetlerine göre dönüştürdükleri doğu mistisizmi, karma felsefesi vb ile tarif olunmaya başlandı.
Söz konusu öğretiler takipçilerini geçici süreler tatmin etse de zaman geçince insanları bunalıma sürüklemekten öte gidemedi, zira sırdan haberleri yoktu... Dolayısıyla hakikatten uzak, karmaşa içinde insanlar maddesellikte kaybolup gittiler…
Bu noktada manevi açıdan tatmin olmayan herkes bir arayış içinde ve huzura kavuşmak istemekte... Bu arayış, özünde kim olduğumuz, nereden gelip, nereye gidiyor olduğumuzun yani kendini tanıyıp, bilmenin, daim huzur ve mutluluğa kavuşmanın arayışıdır...
Söz konusu arayışın önündeki en büyük engel ise dünya üzerinde bulunan her bir toplumu yönlendirmek ve yönetmenin en kolay ve etkili yolu olan hakikatin cahili, aslından uzaklaştırılmış, dogmatik dinsel öğretilerdir. Kişinin kendinden üstün bir varlığa olan sığınma ihtiyacı, inancı ve imanı toplumsal algıların ve yönetimin boyunduruğuna girmesini kolaylaştırır.
Elbette bu da tüm dünyada iktidar sahiplerinin işine gelmektedir. Sonuç olarak Allah/God vb adı kullanılarak dünya üzerinde bulunan neredeyse her toplum maddi ve manevi olarak yozlaştırılmış dini öğretiler ile sömürülmektedir. Oysa dinlerin, özellikle de İslamiyet'in esası, özü, sömürü, dayatma ve kişiyi kullanmadan çok uzaktır. İslamiyet'in özü Allah'ı bilmek, tanımak dolayısıyla da kendini tanımaktan geçer. Bu nedenle de zanda, hayalde bir Allah'a taparak yaşayan, içlerindeki boşluğu hayali inançlarla doldurmaya çalışan her toplumun, başta Türk toplumu olmak üzere ciddi bir silkelenişe ihtiyacı vardır. Nasıl bir silkeleniş? Osmanlı döneminde, Selçuklu'dan itibaren başlayan tasavvuf ehli âşık velilerin yarattığı gibi bir silkeleniş... Kimlerdir bunlar? Hoca Ahmet Yesevi, Şems-i Tebrizi, Mevlâna, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli… Günümüze kadar bu tasavvuf ehli gibi olan, zevk ehli, aşk ehli veliler yaklaşık 500 yıldır büyük oranda örtülü kaldılar, ancak şimdi Cenab-ı Allah her 100 yılda bir zuhura getirdiği zamanın sahibi insan-ı kâmili ile bu durumu yavaş yavaş tersine çevirmeye başlamıştır. Dolayısıyla bu değişim ile birlikte melamet ya da Melamilik hızla Türkiye ve Balkanlar'da tekrar yeni bir doğuşa başlamıştır. Vaktiyle Yahya Kemal Beyatlı'nın söylediği gibi; “Melamet doğdu şarkın dört bir köşesinden”. Sözü zamanla yine yerini bulacaktır... Buraya kadar anlatılanlardan hiç şüphe yok ki akıl sahiplerine pek çok, soru ve cevap çıkmaktadır. İnsan-ı kâmil kimdir? Melamet nedir? Ve en başta insan kimdir? Melamet tüm dinleri kendinde birlemiş, birleştirmiştir. Din, dil, ırk, tarikat, mezhep tanımaz. Taklitçi ve ezber bilgiden uzak özden gelen hal ve ilim ile yaşanır.
Bu kitapta melametin ana fikri olan "Ölmeden önce ölmek" ve devamında yeni bir doğuş ile yine yeniden var olmak kapsamında, insan ve sırları okuyuculara duyurulmaya çalışılmıştır. Böylece ilgililerin Melamilik hakkında fikir sahibi olmaları sağlanmakta ve değeri insanlığa duyurulmaya çalışılmaktadır. Çünkü dünya üzerinde hemen herkes hakikat arayışına devam ediyor, arayanlar bulamıyor, bulanlar ise kıymet bilmiyor, hemen her gün yoldan çıkmış, yolunu bulamayan insanlığı Cenab-ı Zülcelal Hazretleri dalaleti ile terbiye ediyor, insanlık adeta limanı olmayan bir deryada fırtına içinde savrulmakta... Nitekim son bir yüzyıl içerisinde çeşitli büyük savaşlar, salgınlar, felaketler yaşandı, yaşanmakta... Kuşkusuz içinde bulunduğumuz, ehline malum olan celali döngünün gereği de bu... Ancak hamd olsun günümüzde zamanın sahibi insan-ı kâmilden Cenab-ı Allah'ın murad etmesi ile söz konusu celali döngü tamamlanmak üzeredir. Elbet bu celal daha büyük birkaç tecellinin daha zuhura gelmesinden sonra cemale dönecek ve insanlık hakikat deryasından, ilmi ledün sırlarından daha çok haberdar olacaktır... Yunus Emre can bir nefesinde şöyle buyuruyor: "Şeriat, tarikat yoldur varana /Hakikat, marifet andan içeri." Evet, şeriat ve tarikat, şayet olması gerektiği gibi olursa... Olmazsa olmaz bir yoldur varana... Ancak şeriat ve tarikatı kapsayıp, kuşatmakla beraber onlardan daha ekmel olanı ise şüphesiz hakikat ve marifet yoludur... İşte Melamilik tarih boyunca bir yandan hakikat ve marifet yolunu hak edenlere vermek için çaba sarf ederken, bir yandan da yozlaşmış, şeriat ve tarikat ehli din istis

Bismillahirrahmanirrahim,
Materyalizm ve şahsi benliklerin ön planda olduğu son 500 yılda, insanlar kendi hakikatlerinden uzaklaştı, bu düzen içinde tüm dinsel öğretiler de artan bir ivme ile yozlaştı, bu durum kendini tanımak isteyen, nerden geldiğini, kim olduğunu, niçin yaratıldığını sorgulayan aklıselim insanları adeta bunalıma sürükledi ve sürüklemekte... Bu noktada dinsel öğretilerin hakikat boyutu örtülü kalıp, sadece şekilsel ibadet ritüelleri boyutu ön plana çıkınca emperyal, ben/ego merkezli batı medeniyetinde bilimin gelişmesi ile birlikte, ibrahimi/semavi dinler gözden düşerken, hakikat sadece maddenin özü olan kuantum seviyesi ve enerji merkezli ekoller yani yaşam koçu vb öğretiler ile kendi nispetlerine göre dönüştürdükleri doğu mistisizmi, karma felsefesi vb ile tarif olunmaya başlandı.
Söz konusu öğretiler takipçilerini geçici süreler tatmin etse de zaman geçince insanları bunalıma sürüklemekten öte gidemedi, zira sırdan haberleri yoktu... Dolayısıyla hakikatten uzak, karmaşa içinde insanlar maddesellikte kaybolup gittiler…
Bu noktada manevi açıdan tatmin olmayan herkes bir arayış içinde ve huzura kavuşmak istemekte... Bu arayış, özünde kim olduğumuz, nereden gelip, nereye gidiyor olduğumuzun yani kendini tanıyıp, bilmenin, daim huzur ve mutluluğa kavuşmanın arayışıdır...
Söz konusu arayışın önündeki en büyük engel ise dünya üzerinde bulunan her bir toplumu yönlendirmek ve yönetmenin en kolay ve etkili yolu olan hakikatin cahili, aslından uzaklaştırılmış, dogmatik dinsel öğretilerdir. Kişinin kendinden üstün bir varlığa olan sığınma ihtiyacı, inancı ve imanı toplumsal algıların ve yönetimin boyunduruğuna girmesini kolaylaştırır.
Elbette bu da tüm dünyada iktidar sahiplerinin işine gelmektedir. Sonuç olarak Allah/God vb adı kullanılarak dünya üzerinde bulunan neredeyse her toplum maddi ve manevi olarak yozlaştırılmış dini öğretiler ile sömürülmektedir. Oysa dinlerin, özellikle de İslamiyet'in esası, özü, sömürü, dayatma ve kişiyi kullanmadan çok uzaktır. İslamiyet'in özü Allah'ı bilmek, tanımak dolayısıyla da kendini tanımaktan geçer. Bu nedenle de zanda, hayalde bir Allah'a taparak yaşayan, içlerindeki boşluğu hayali inançlarla doldurmaya çalışan her toplumun, başta Türk toplumu olmak üzere ciddi bir silkelenişe ihtiyacı vardır. Nasıl bir silkeleniş? Osmanlı döneminde, Selçuklu'dan itibaren başlayan tasavvuf ehli âşık velilerin yarattığı gibi bir silkeleniş... Kimlerdir bunlar? Hoca Ahmet Yesevi, Şems-i Tebrizi, Mevlâna, Hünkâr Hacı Bektaş-ı Veli, Hacı Bayram Veli… Günümüze kadar bu tasavvuf ehli gibi olan, zevk ehli, aşk ehli veliler yaklaşık 500 yıldır büyük oranda örtülü kaldılar, ancak şimdi Cenab-ı Allah her 100 yılda bir zuhura getirdiği zamanın sahibi insan-ı kâmili ile bu durumu yavaş yavaş tersine çevirmeye başlamıştır. Dolayısıyla bu değişim ile birlikte melamet ya da Melamilik hızla Türkiye ve Balkanlar'da tekrar yeni bir doğuşa başlamıştır. Vaktiyle Yahya Kemal Beyatlı'nın söylediği gibi; “Melamet doğdu şarkın dört bir köşesinden”. Sözü zamanla yine yerini bulacaktır... Buraya kadar anlatılanlardan hiç şüphe yok ki akıl sahiplerine pek çok, soru ve cevap çıkmaktadır. İnsan-ı kâmil kimdir? Melamet nedir? Ve en başta insan kimdir? Melamet tüm dinleri kendinde birlemiş, birleştirmiştir. Din, dil, ırk, tarikat, mezhep tanımaz. Taklitçi ve ezber bilgiden uzak özden gelen hal ve ilim ile yaşanır.
Bu kitapta melametin ana fikri olan "Ölmeden önce ölmek" ve devamında yeni bir doğuş ile yine yeniden var olmak kapsamında, insan ve sırları okuyuculara duyurulmaya çalışılmıştır. Böylece ilgililerin Melamilik hakkında fikir sahibi olmaları sağlanmakta ve değeri insanlığa duyurulmaya çalışılmaktadır. Çünkü dünya üzerinde hemen herkes hakikat arayışına devam ediyor, arayanlar bulamıyor, bulanlar ise kıymet bilmiyor, hemen her gün yoldan çıkmış, yolunu bulamayan insanlığı Cenab-ı Zülcelal Hazretleri dalaleti ile terbiye ediyor, insanlık adeta limanı olmayan bir deryada fırtına içinde savrulmakta... Nitekim son bir yüzyıl içerisinde çeşitli büyük savaşlar, salgınlar, felaketler yaşandı, yaşanmakta... Kuşkusuz içinde bulunduğumuz, ehline malum olan celali döngünün gereği de bu... Ancak hamd olsun günümüzde zamanın sahibi insan-ı kâmilden Cenab-ı Allah'ın murad etmesi ile söz konusu celali döngü tamamlanmak üzeredir. Elbet bu celal daha büyük birkaç tecellinin daha zuhura gelmesinden sonra cemale dönecek ve insanlık hakikat deryasından, ilmi ledün sırlarından daha çok haberdar olacaktır... Yunus Emre can bir nefesinde şöyle buyuruyor: "Şeriat, tarikat yoldur varana /Hakikat, marifet andan içeri." Evet, şeriat ve tarikat, şayet olması gerektiği gibi olursa... Olmazsa olmaz bir yoldur varana... Ancak şeriat ve tarikatı kapsayıp, kuşatmakla beraber onlardan daha ekmel olanı ise şüphesiz hakikat ve marifet yoludur... İşte Melamilik tarih boyunca bir yandan hakikat ve marifet yolunu hak edenlere vermek için çaba sarf ederken, bir yandan da yozlaşmış, şeriat ve tarikat ehli din istis

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 525,00    525,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat