Bir gemiyle başladı dalgalı ömrünün seferi. Kim bilebilirdi ki payitahta doğru yol alan o genç kızın mukadderatı, gün gelecek koca bir imparatorluğun kaderiyle düğümlenecekti?
Bu hikâye, cemaliyle bir padişahın gönlünü, ferasetiyle devletin en kudretli makamını kazanan Mahpeyker Kösem Sultan’ın hikâyesi…
Bir vakitler yabancısı olduğu saray koridorlarında evvela bir hükümdarın zevcesi, ardından şehzadelerin validesi, nihayetinde devletin mukadderatına yön veren bir naibe-i saltanat oldu. Dört padişah devri gördü. Nice fermanların yazılmasına, nice tahtların kurulup yıkılmasına şahitlik etti. Devletin kaderine hükmedecek kadar kudret sahibiydi lakin kendi kaderine bir türlü söz geçiremedi.
Saltanatın bedelini sevdikleriyle, analığın ağır imtihanını vicdanıyla ödedi. Bir yanında tahtını muhafaza etmeye çalıştığı evlatları, diğer yanında o taht uğruna gözünü karartan hasımları vardı.
Mahpeyker kudret ile merhametin, analık ile saltanatın, ihtiras ile vicdanın birbirine dolandığı; bir kadının devlete ama en çok kendi nefsine karşı verdiği çetin mücadelenin romanı.
“Bir eylül gecesi, ömrünün altmış ikinci senesinde, saltanatın gölgesinde nefesi son bulan... Nice padişahların kaderine hükmedip kendi mukadderatına gelince hükmü susan... Bir zamanların saltanat naibesi, şimdi ecelin sessiz misafiri olan... İşte bu benim, Mahpeyker Kösem Sultan.”
Bir gemiyle başladı dalgalı ömrünün seferi. Kim bilebilirdi ki payitahta doğru yol alan o genç kızın mukadderatı, gün gelecek koca bir imparatorluğun kaderiyle düğümlenecekti?
Bu hikâye, cemaliyle bir padişahın gönlünü, ferasetiyle devletin en kudretli makamını kazanan Mahpeyker Kösem Sultan’ın hikâyesi…
Bir vakitler yabancısı olduğu saray koridorlarında evvela bir hükümdarın zevcesi, ardından şehzadelerin validesi, nihayetinde devletin mukadderatına yön veren bir naibe-i saltanat oldu. Dört padişah devri gördü. Nice fermanların yazılmasına, nice tahtların kurulup yıkılmasına şahitlik etti. Devletin kaderine hükmedecek kadar kudret sahibiydi lakin kendi kaderine bir türlü söz geçiremedi.
Saltanatın bedelini sevdikleriyle, analığın ağır imtihanını vicdanıyla ödedi. Bir yanında tahtını muhafaza etmeye çalıştığı evlatları, diğer yanında o taht uğruna gözünü karartan hasımları vardı.
Mahpeyker kudret ile merhametin, analık ile saltanatın, ihtiras ile vicdanın birbirine dolandığı; bir kadının devlete ama en çok kendi nefsine karşı verdiği çetin mücadelenin romanı.
“Bir eylül gecesi, ömrünün altmış ikinci senesinde, saltanatın gölgesinde nefesi son bulan... Nice padişahların kaderine hükmedip kendi mukadderatına gelince hükmü susan... Bir zamanların saltanat naibesi, şimdi ecelin sessiz misafiri olan... İşte bu benim, Mahpeyker Kösem Sultan.”
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 210,00 | 210,00 |