Ben Mevlânâ’ya doymadım… Evet, ne yaptımsa doymadım. Mevlânâ’ya ve Mevlevîlere ait eserler yazdım, şiirler söyledim, yine doymadım.
Mevlevîliğinin yakın dönem müstesnâ şahsiyetlerinden Midhat Bahârî Beytur Hazretleri’nin Mesnevî-i Şerîf’in birinci cildinden 747 beytinin tercüme ve şerhini ihtivâ eden bu kıymetli eser; Sertarik Mesnevihan Şefik Can Dede’nin hassâsiyetle muhâfaza ettiği arşivinde bulunan defterin, yıllar sonra Hayat Nur Artıran tarafından gün yüzüne çıkarılmasıyla kisve-i taba bürünmüştür.
Mesnevî-i Şerîf’i “bir altın hazînesi, bir nûr hazînesi, bir Allah hazînesi” olarak tavsif eden Midhat Bahârî Hazretleri, bu şerhte kendi sözünü Mesnevî’nin önüne geçirmekten bilhassa sakınır. Beyitlerin âhengini, geniş mânâsını ve okuyucuda hâsıl olan rûhânî zevki tağyir etmemek için yalnızca lüzum gördüğü yerde söze girer; şerhini mümkün mertebe kısa tutarak okuyucuyu, Hazreti Mevlânâ ile âdeta baş başa bırakır.
Mevlânâ’ya duyulan derin muhabbetin, Mesnevî’ye hizmet iştiyâkının ve bir ârifin irfan dünyasının izlerini taşıyan bu eser; yalnızca 747 beytin tercüme ve şerhinden ibaret değildir, aynı zamanda uzun yıllar gözlerden uzak kalmış paha biçilmez kıymette bir mânevî emânettir.
Saklı bir cevher misâli bu emânetin, nasîbini bekleyen tâliplerine ulaştırılmasını mânevî bir sorumluluk addeden Hayat Nur Artıran’ın samîmi gayretinin, incelikli ve titiz bir çalışmanın mahsûlü olarak neşre hazırlanan bu kıymetli eseri, ilk kez okurların istifadesine sunmaktan derin bir mesrûriyet duyuyoruz.
Ben Mevlânâ’ya doymadım… Evet, ne yaptımsa doymadım. Mevlânâ’ya ve Mevlevîlere ait eserler yazdım, şiirler söyledim, yine doymadım.
Mevlevîliğinin yakın dönem müstesnâ şahsiyetlerinden Midhat Bahârî Beytur Hazretleri’nin Mesnevî-i Şerîf’in birinci cildinden 747 beytinin tercüme ve şerhini ihtivâ eden bu kıymetli eser; Sertarik Mesnevihan Şefik Can Dede’nin hassâsiyetle muhâfaza ettiği arşivinde bulunan defterin, yıllar sonra Hayat Nur Artıran tarafından gün yüzüne çıkarılmasıyla kisve-i taba bürünmüştür.
Mesnevî-i Şerîf’i “bir altın hazînesi, bir nûr hazînesi, bir Allah hazînesi” olarak tavsif eden Midhat Bahârî Hazretleri, bu şerhte kendi sözünü Mesnevî’nin önüne geçirmekten bilhassa sakınır. Beyitlerin âhengini, geniş mânâsını ve okuyucuda hâsıl olan rûhânî zevki tağyir etmemek için yalnızca lüzum gördüğü yerde söze girer; şerhini mümkün mertebe kısa tutarak okuyucuyu, Hazreti Mevlânâ ile âdeta baş başa bırakır.
Mevlânâ’ya duyulan derin muhabbetin, Mesnevî’ye hizmet iştiyâkının ve bir ârifin irfan dünyasının izlerini taşıyan bu eser; yalnızca 747 beytin tercüme ve şerhinden ibaret değildir, aynı zamanda uzun yıllar gözlerden uzak kalmış paha biçilmez kıymette bir mânevî emânettir.
Saklı bir cevher misâli bu emânetin, nasîbini bekleyen tâliplerine ulaştırılmasını mânevî bir sorumluluk addeden Hayat Nur Artıran’ın samîmi gayretinin, incelikli ve titiz bir çalışmanın mahsûlü olarak neşre hazırlanan bu kıymetli eseri, ilk kez okurların istifadesine sunmaktan derin bir mesrûriyet duyuyoruz.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 340,00 | 340,00 |