Bu işlem için üye girişi yapmanız gerekiyor

Saray ve Ötesi: Orijinal Metin-Açıklamalar

Stok Kodu:
9786259654461
Boyut:
13,5 x 21
Sayfa Sayısı:
464
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe
%25 indirimli
550,00TL
412,50TL
Taksitli fiyat: 1 x 412,50TL
Tedarikçi Stoğu 999 Adet
9786259654461
1068772
Saray ve Ötesi: Orijinal Metin-Açıklamalar
Saray ve Ötesi: Orijinal Metin-Açıklamalar
412.50

Ve bunu söyledikten sonra sanki ondan, saraydan, her şeyden, kendi kendini yiyip kemiren benden kaçarcasına bu defa ben istical ederek yatak odama koştum; bir kibrit çakarak mumu yaktım, kapıyı kilitledim ve masanın üzerinde türlü çerezlerle, meyvelerle müzeyyen, hünkârın kilerinden gelmiş tepsinin yanına, sönmek mi yoksa süzüle süzüle yanmak mı lazım geleceğine karar veremeyen mumun dargın ışığı altında, dirseklerimi dayayarak iki elimle başımı tuttum ve hüngür hüngür ağladım. Bu bende ne zamandan beri birikmiş bir ihtiyaçtı ki nihayet taşarak bol bol boşandı.
Bu gece uyudum mu?.. Eğer boğazına bir ip dolanmış bir adamın boğuluyorcasına nefes almaya çalışarak ikide birde sıçrayıp sarsılmasına uyku demek caizse: Evet!..
Deniz cihetinden Dolmabahçe'ye bakıldığında güneşin altında parlayan, kristal bir yorgunluk görülür. O saray sanki zamanın üstünde asılı duran bir buz tabakasıdır. Sarayın muhtelif bölümleri tel tel dökülmekte ve çarkları, insan ruhunu devrin ağırlığı altında ezip tüketmektedir. Halid Ziya'nın gördüğü saray, kitabın henüz ilk satırlarında bu benzetmelerle ifadesini bulmuştur. Görünen bir “saray” vardır, bir de “ötesi”…

(Tanıtım Bülteninden)

Ve bunu söyledikten sonra sanki ondan, saraydan, her şeyden, kendi kendini yiyip kemiren benden kaçarcasına bu defa ben istical ederek yatak odama koştum; bir kibrit çakarak mumu yaktım, kapıyı kilitledim ve masanın üzerinde türlü çerezlerle, meyvelerle müzeyyen, hünkârın kilerinden gelmiş tepsinin yanına, sönmek mi yoksa süzüle süzüle yanmak mı lazım geleceğine karar veremeyen mumun dargın ışığı altında, dirseklerimi dayayarak iki elimle başımı tuttum ve hüngür hüngür ağladım. Bu bende ne zamandan beri birikmiş bir ihtiyaçtı ki nihayet taşarak bol bol boşandı.
Bu gece uyudum mu?.. Eğer boğazına bir ip dolanmış bir adamın boğuluyorcasına nefes almaya çalışarak ikide birde sıçrayıp sarsılmasına uyku demek caizse: Evet!..
Deniz cihetinden Dolmabahçe'ye bakıldığında güneşin altında parlayan, kristal bir yorgunluk görülür. O saray sanki zamanın üstünde asılı duran bir buz tabakasıdır. Sarayın muhtelif bölümleri tel tel dökülmekte ve çarkları, insan ruhunu devrin ağırlığı altında ezip tüketmektedir. Halid Ziya'nın gördüğü saray, kitabın henüz ilk satırlarında bu benzetmelerle ifadesini bulmuştur. Görünen bir “saray” vardır, bir de “ötesi”…

(Tanıtım Bülteninden)

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 412,50    412,50   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat