Hannah onlar için Tanrı'nın sureti olmuştu; şayet sahte bir Tanrı olduysa, bu, onlar onu o hale getirmek için çok çabaladıkları içindi. Artık onu lanetli bir figür, bir Lilit, solgun, ölüm saçan bir büyücü kadın olarak düşünüyordu: İnsan olmak dışında her şeydi o.”
1963 yılında yayımlanan Tek Boynuzlu At, Marian Taylor'ın İrlanda'nın batı sahilinde yer alan ücra bir bölgeye varışıyla başlar. Marian öğretmenlik yapmak üzere bölgedeki iki şatodan biri olan Gaze'e gelir ve öğrencisinin Hannah adında gizemli bir kadın olduğunu öğrenir. Evin hanımı olan Hannah sadakatsizliği nedeniyle kocası tarafından şatoya hapsedilmiş, başına da bir grup insan nöbetçi olarak dikilmiştir.
Marian çok geçmeden iki şatonun sakinleri arasındaki karmaşık ilişkiler ağının ortasında bulur kendini. Sırlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar. Hannah, bu “tutsak edilmiş tek boynuzlu at” kimdir aslında? Etrafını saranların roman boyunca ona atfettikleri saflık, erişilmezlik, masumiyet gibi niteliklere sahip midir gerçekten? Acı çeken kutsal bir figür, bir azize midir; yoksa erkekleri felakete sürükleyen tehlikeli bir kadın, bir büyücü müdür?
Denizden, kayalıklardan, uçurumlardan ve bataklıktan oluşan ürkütücü bir coğrafyada ve gotik bir atmosferde geçen Tek Boynuzlu At, Platoncu bir bakışla esaret ve özgürlük, aşk ve sadakat, suç ve ceza, iyilik ve kötülük gibi pek çok kavramı tartışmaya açar. Yaklaşık altmış sene önce yazılmış bu eser, roman kişilerinin seçimleri, tutumları ve ödedikleri bedeller hesaba katıldığında günümüz okuruna feminist okuma yapma imkânı da sunmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
Hannah onlar için Tanrı'nın sureti olmuştu; şayet sahte bir Tanrı olduysa, bu, onlar onu o hale getirmek için çok çabaladıkları içindi. Artık onu lanetli bir figür, bir Lilit, solgun, ölüm saçan bir büyücü kadın olarak düşünüyordu: İnsan olmak dışında her şeydi o.”
1963 yılında yayımlanan Tek Boynuzlu At, Marian Taylor'ın İrlanda'nın batı sahilinde yer alan ücra bir bölgeye varışıyla başlar. Marian öğretmenlik yapmak üzere bölgedeki iki şatodan biri olan Gaze'e gelir ve öğrencisinin Hannah adında gizemli bir kadın olduğunu öğrenir. Evin hanımı olan Hannah sadakatsizliği nedeniyle kocası tarafından şatoya hapsedilmiş, başına da bir grup insan nöbetçi olarak dikilmiştir.
Marian çok geçmeden iki şatonun sakinleri arasındaki karmaşık ilişkiler ağının ortasında bulur kendini. Sırlar yavaş yavaş gün yüzüne çıkmaya başlar. Hannah, bu “tutsak edilmiş tek boynuzlu at” kimdir aslında? Etrafını saranların roman boyunca ona atfettikleri saflık, erişilmezlik, masumiyet gibi niteliklere sahip midir gerçekten? Acı çeken kutsal bir figür, bir azize midir; yoksa erkekleri felakete sürükleyen tehlikeli bir kadın, bir büyücü müdür?
Denizden, kayalıklardan, uçurumlardan ve bataklıktan oluşan ürkütücü bir coğrafyada ve gotik bir atmosferde geçen Tek Boynuzlu At, Platoncu bir bakışla esaret ve özgürlük, aşk ve sadakat, suç ve ceza, iyilik ve kötülük gibi pek çok kavramı tartışmaya açar. Yaklaşık altmış sene önce yazılmış bu eser, roman kişilerinin seçimleri, tutumları ve ödedikleri bedeller hesaba katıldığında günümüz okuruna feminist okuma yapma imkânı da sunmaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 285,60 | 285,60 |