Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul

Kağıt Türü:
2. Hamur
Boyut:
16 x 24
Stok Kodu:
9786057789181
Sayfa Sayısı:
320
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2026
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe
%28 indirimli
450,00TL
324,00TL
Taksitli fiyat: 1 x 324,00TL
Tedarikçi Stoğu 999 Adet
9786057789181
1137701
Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul
Türkiye Sinemasında Aidiyetsizliğin Mekanı: Kayıplar ve Ölüler Kenti İstanbul
324

1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul 'yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı 'tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.



(Tanıtım Bülteninden)

1950-1980 aralığındaki filmlerde, hatta bu dönem 2000'lere kadar getirildiğinde nerede olduğunu biliyorken tehdit eden İstanbul aslında varlığıyla bir tehdit sunmaktadır. Merkezin neresi ya da parçalanmamış İstanbul'un nasıl olduğu, görüntü düzeyinde filmlerde görülür. 2000'ler Türk sinemasında İstanbul 'yokluğuyla bir tehdit' sunmaktadır. Kentin parçalanmasıyla filmlerde İstanbul, aidiyetsiz mekânlarıyla, yaşamanın ve yerleşmenin mümkün olmadığı 'tehdit eden kent' hâlindedir. Aidiyetini mekânla bir adım ilerisi kentle kuramayan 2000'ler Türk sinemasının karakterleri İstanbul'da huzursuzluk içerisinde yaşarlar. Karakterler mekân olarak bedenleriyle de bir aidiyet ilişkisi kuramazlar. Aidiyet duygusunun mekânı beden, filmlerde kıstırılmışlık, taciz, işkence, tecavüz vb. edimlerle de aidiyetsiz bir mekâna dönüşür. Kentin değişmeyen yanı ya ölümü ya da kaybı kimi zamansa ikisini birden getirmesidir. Filmlerde İstanbul, ölüler kentidir ve mezarlıklar kent adına konuşur: İstanbul'da ölüm olmazsa olmazdır! İstanbul'a ölüm yakışır. Filmler ölümden bağımsızlaşamazlar.



(Tanıtım Bülteninden)

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 324,00    324,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat