Üzgünüm Viyana'da Doğdum!

Hamur Tipi:
2. Hamur
Stok Kodu:
9786259066028
Boyut:
13,5 x 21
Sayfa Sayısı:
208
Baskı:
1
Basım Tarihi:
2025
Kapak Türü:
İnce Kapak
Dili:
Türkçe
%35 indirimli
500,00TL
325,00TL
Taksitli fiyat: 1 x 325,00TL
Tedarikçi Stoğu 999 Adet
9786259066028
1123705
Üzgünüm Viyana'da Doğdum!
Üzgünüm Viyana'da Doğdum!
325

İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerine gelindiğinde, Viyana semaları Amerikan ve İngiliz uçaklarının sayısız bombasıyla sarsılmış,
mimarinin şaheseri Stephansdom Katedrali bile bu yıkımdan nasibini almıştı. Ne var ki Avusturya halkı bu hakiki yıkımı değil,
görünmez bir tehdidi konuşuyordu. Basın ve medyanın manipülatif
tesiri altında, "Türkler Viyana'yı iki kez kuşattı ama alamadı, şimdi
üçüncü kez kuşattılar." diye hayıflananlar bile vardı.
Demokrasiye geçiş sancılarının yaşandığı, Ali Adnan Menderes,
Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın feci idamlarının ardından,
Avrupa'ya yönelen ilk Türk gurbetçilerden Mustafa ve Ayşe'nin
oğlu Efe, Viyana'da dünyaya geldi. Annesi ona: "Sen Viyana'nın hediyesisin." derdi. Fakat kaderin acı bir cilvesi; bu şehrin sokaklarında, taksicilik mesleğiyle yetmiş yedi bin müşteriye hizmet verdikten
sonra, Avusturya adaleti onu mesnetsiz bir kararla üç yıl hapis cezasına mahkûm etti. Efe, işte bu demir parmaklıklar ardında, hayatının
kırılma noktasını anlatan bu eserini kaleme aldı.
Avusturya halkı, Türklere karşı neden peşin hükümlü bir yargıyla bakıyordu? Yoksa derin bir lobinin görünmez gücü, bu toplumsal
algıyı kasıtlı olarak mı yönlendiriyordu? Avusturya adaletinin verdiği üç yıllık sarsıcı ceza, şartlı tahliyeyle iki yıla düşürülmüş, bu süre
içinde birçok gizli gerçeğin ve küresel oyunun gün yüzüne çıkmasına vesile olmuştu.

Artık Efe'nin kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştı. Türkiye hariç.

(Tanıtım Bülteninden)

İkinci Dünya Savaşı'nın son günlerine gelindiğinde, Viyana semaları Amerikan ve İngiliz uçaklarının sayısız bombasıyla sarsılmış,
mimarinin şaheseri Stephansdom Katedrali bile bu yıkımdan nasibini almıştı. Ne var ki Avusturya halkı bu hakiki yıkımı değil,
görünmez bir tehdidi konuşuyordu. Basın ve medyanın manipülatif
tesiri altında, "Türkler Viyana'yı iki kez kuşattı ama alamadı, şimdi
üçüncü kez kuşattılar." diye hayıflananlar bile vardı.
Demokrasiye geçiş sancılarının yaşandığı, Ali Adnan Menderes,
Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın feci idamlarının ardından,
Avrupa'ya yönelen ilk Türk gurbetçilerden Mustafa ve Ayşe'nin
oğlu Efe, Viyana'da dünyaya geldi. Annesi ona: "Sen Viyana'nın hediyesisin." derdi. Fakat kaderin acı bir cilvesi; bu şehrin sokaklarında, taksicilik mesleğiyle yetmiş yedi bin müşteriye hizmet verdikten
sonra, Avusturya adaleti onu mesnetsiz bir kararla üç yıl hapis cezasına mahkûm etti. Efe, işte bu demir parmaklıklar ardında, hayatının
kırılma noktasını anlatan bu eserini kaleme aldı.
Avusturya halkı, Türklere karşı neden peşin hükümlü bir yargıyla bakıyordu? Yoksa derin bir lobinin görünmez gücü, bu toplumsal
algıyı kasıtlı olarak mı yönlendiriyordu? Avusturya adaletinin verdiği üç yıllık sarsıcı ceza, şartlı tahliyeyle iki yıla düşürülmüş, bu süre
içinde birçok gizli gerçeğin ve küresel oyunun gün yüzüne çıkmasına vesile olmuştu.

Artık Efe'nin kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştı. Türkiye hariç.

(Tanıtım Bülteninden)

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 325,00    325,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat