TAHA AKYOL: Av. Şerafettin Yılmaz, 12 Eylül darbesi sonrası “MHP ve Ülkücü Kuruluşlara” yönelik açılan davada hepimizin Avukatı oldu; sonuna kadar bizleri savundu, tek kuruş almadı, çok iyi bir hukukçu olduğu gibi onurlu bir ‘dava adamı’ olduğunu gösterdi.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Büyükler Yılmaz soy adını alırken Şerafettin beyin yılmaz birisi olacağını düşünmüş olamazlar. Bizim nazımızı çekmekten hiç yılmadı. Çok genç olduğumuz yıllarda onun çekik gözlerini kıskandığım olurdu. Sonradan çekik gözlülüğün Türklüğün belirgin niteliği olmadığını öğrendiğim için o duygudan kurtuldum.
TEVFİK YAMANTÜRK: Babamdan bize kalan en değerli miras… Her zaman mutabık olmasak da güler yüzü, sükuneti ve sabrı ile ikna etmese bile Şerafettin Ağabeyin söyledikleri kabul edilmiş olur: ısrar edilirse “sen beni bir yemeğe davet et, o zaman bu konuyu bir daha konuşalım” der.
CEZMİ BAYRAM: Orhan Arslan bir gün, “Nuri Ağabey, ağabey; Nevzat Ağabey, ağabey; Acar Ağabey, ağabey de; bu Şeref Ağabey niye Ağabey?” şeklinde bir söz sarfetmiş ve bunu kendisi duymuş. Bu sözü hiç unutmamış. İleriki yıllarda bunu sık sık bize hatırlatırdı. Bence onun hayatına yön veren bu söz olmuştur. Güzel şeyler yaptı ve yapmaya devam ediyor. Çalışarak, emek vererek, gayret göstererek kendisinin neden ağabey olduğunu hepimize gösterdi.
KÖKSAL ANADOL: Kendisini Türk Kültürüne hizmet etmeye adeta adamış bulunan Şerafettin Yılmaz Beyin, ülkemiz ve dünya coğrafyasında Osmanlı İmparatorluğu ile ondan önceki Türk Devletlerinin egemen olduğu sınırlar içinde bıraktıkları izleri sürmeye devam edeceğine ve bilge kişiliği ve kültür birikimi ile ülkemizde daha gündeme dahi gelmemiş Türk Kültür varlıklarını ortaya çıkarıp, bizlere ve insanlığa tanıtacağına inanıyorum.
M. SİNAN GENİM: Şerafettin Yılmaz benim için “Muhterem” bir insandır. İnandığı konuda taviz vermeyen, inandığı işi başarmak için her yolu deneyen, yılmayan… Bu huy onda öylesine yer etmiştir ki, 1980 sonrası üstlendiği davalar sonrası ortaya çıkan sonuç, onun yıllardır emek verdiği avukatlık mesleğinden uzaklaşmasına yol açmış, cübbesini duvara asmış ve bir daha giymemiştir.
TAHA AKYOL: Av. Şerafettin Yılmaz, 12 Eylül darbesi sonrası “MHP ve Ülkücü Kuruluşlara” yönelik açılan davada hepimizin Avukatı oldu; sonuna kadar bizleri savundu, tek kuruş almadı, çok iyi bir hukukçu olduğu gibi onurlu bir ‘dava adamı’ olduğunu gösterdi.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Büyükler Yılmaz soy adını alırken Şerafettin beyin yılmaz birisi olacağını düşünmüş olamazlar. Bizim nazımızı çekmekten hiç yılmadı. Çok genç olduğumuz yıllarda onun çekik gözlerini kıskandığım olurdu. Sonradan çekik gözlülüğün Türklüğün belirgin niteliği olmadığını öğrendiğim için o duygudan kurtuldum.
TEVFİK YAMANTÜRK: Babamdan bize kalan en değerli miras… Her zaman mutabık olmasak da güler yüzü, sükuneti ve sabrı ile ikna etmese bile Şerafettin Ağabeyin söyledikleri kabul edilmiş olur: ısrar edilirse “sen beni bir yemeğe davet et, o zaman bu konuyu bir daha konuşalım” der.
CEZMİ BAYRAM: Orhan Arslan bir gün, “Nuri Ağabey, ağabey; Nevzat Ağabey, ağabey; Acar Ağabey, ağabey de; bu Şeref Ağabey niye Ağabey?” şeklinde bir söz sarfetmiş ve bunu kendisi duymuş. Bu sözü hiç unutmamış. İleriki yıllarda bunu sık sık bize hatırlatırdı. Bence onun hayatına yön veren bu söz olmuştur. Güzel şeyler yaptı ve yapmaya devam ediyor. Çalışarak, emek vererek, gayret göstererek kendisinin neden ağabey olduğunu hepimize gösterdi.
KÖKSAL ANADOL: Kendisini Türk Kültürüne hizmet etmeye adeta adamış bulunan Şerafettin Yılmaz Beyin, ülkemiz ve dünya coğrafyasında Osmanlı İmparatorluğu ile ondan önceki Türk Devletlerinin egemen olduğu sınırlar içinde bıraktıkları izleri sürmeye devam edeceğine ve bilge kişiliği ve kültür birikimi ile ülkemizde daha gündeme dahi gelmemiş Türk Kültür varlıklarını ortaya çıkarıp, bizlere ve insanlığa tanıtacağına inanıyorum.
M. SİNAN GENİM: Şerafettin Yılmaz benim için “Muhterem” bir insandır. İnandığı konuda taviz vermeyen, inandığı işi başarmak için her yolu deneyen, yılmayan… Bu huy onda öylesine yer etmiştir ki, 1980 sonrası üstlendiği davalar sonrası ortaya çıkan sonuç, onun yıllardır emek verdiği avukatlık mesleğinden uzaklaşmasına yol açmış, cübbesini duvara asmış ve bir daha giymemiştir.
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 442,50 | 442,50 |