Asena, devletine ve mesleğine sorgusuz bağlı, disiplinli bir polistir. Adalet onun için yalnızca bir kavram değil; varlığını üzerine kurduğu temel ilkedir. Ancak görevle gelen bu inanç, onu farkında olmadan insanî olanla karşı karşıya getirir. Gizli yürütülen bir soruşturma sırasında, hayatına giren bir adam, Asena'nın bugüne kadar hiç sorgulamadığı duvarlarını çatlatır. Aşk, Asena için bir zaaf değil; öğretilmiş bir sadakatin içinde büyüyen, adı konmamış bir teslimiyettir. Devlet, görev ve vicdan arasındaki çizgi giderek silikleşirken, verdiği bir karar her şeyi geri dönülmez biçimde değiştirir. Sevdiği adamın cezaevinde öldürülmesi, yalnızca bir infaz değil; Asena'nın inandığı tüm değerlerin çöküşüdür. Resmî açıklamalar yapılır, dosyalar kapatılır, sorumluluklar dağıtılır. Ama Asena'nın içinde kapanmayan bir boşluk kalır. Adaletin gerçekten nerede başlayıp nerede bittiğini sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, onu yalnızlığa, sessizliğe ve kendisiyle yüzleşmeye sürükler. Mesleğinden istifa eden Asena, eski hayatını geride bırakarak, varlık içindeki yokluğa çekilir. Yaşamının son dönemine yaklaşırken, yaptığı sessiz iyiliklerle ve aldığı radikal kararlarla geçmişini telafi etmeye çalışır. Bir komşu kızının hayatına dokunur, sokak hayvanlarına uzanan bir el olur, kendine bile itiraf edemediği merhametle yüzleşir. “Yaşamın Karşı Kıyısındayım”, bir kadının kayıptan sonra değil; uyanıştan sonra başlayan hikâyesini anlatır. Bu roman, adalet, sadakat ve vicdan arasındaki kırılgan dengeyi, bireyin karanlığıyla cesurca hesaplaşmasını ve geç kalmış bir insanî fark edişi merkezine alır. Okur, Asena'nın hikâyesinde yalnızca bir kadının hayatını değil; kendi seçimlerinin gölgesini ve susturulmuş sorularını da bulacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
Asena, devletine ve mesleğine sorgusuz bağlı, disiplinli bir polistir. Adalet onun için yalnızca bir kavram değil; varlığını üzerine kurduğu temel ilkedir. Ancak görevle gelen bu inanç, onu farkında olmadan insanî olanla karşı karşıya getirir. Gizli yürütülen bir soruşturma sırasında, hayatına giren bir adam, Asena'nın bugüne kadar hiç sorgulamadığı duvarlarını çatlatır. Aşk, Asena için bir zaaf değil; öğretilmiş bir sadakatin içinde büyüyen, adı konmamış bir teslimiyettir. Devlet, görev ve vicdan arasındaki çizgi giderek silikleşirken, verdiği bir karar her şeyi geri dönülmez biçimde değiştirir. Sevdiği adamın cezaevinde öldürülmesi, yalnızca bir infaz değil; Asena'nın inandığı tüm değerlerin çöküşüdür. Resmî açıklamalar yapılır, dosyalar kapatılır, sorumluluklar dağıtılır. Ama Asena'nın içinde kapanmayan bir boşluk kalır. Adaletin gerçekten nerede başlayıp nerede bittiğini sorgulamaya başlar. Bu sorgulama, onu yalnızlığa, sessizliğe ve kendisiyle yüzleşmeye sürükler. Mesleğinden istifa eden Asena, eski hayatını geride bırakarak, varlık içindeki yokluğa çekilir. Yaşamının son dönemine yaklaşırken, yaptığı sessiz iyiliklerle ve aldığı radikal kararlarla geçmişini telafi etmeye çalışır. Bir komşu kızının hayatına dokunur, sokak hayvanlarına uzanan bir el olur, kendine bile itiraf edemediği merhametle yüzleşir. “Yaşamın Karşı Kıyısındayım”, bir kadının kayıptan sonra değil; uyanıştan sonra başlayan hikâyesini anlatır. Bu roman, adalet, sadakat ve vicdan arasındaki kırılgan dengeyi, bireyin karanlığıyla cesurca hesaplaşmasını ve geç kalmış bir insanî fark edişi merkezine alır. Okur, Asena'nın hikâyesinde yalnızca bir kadının hayatını değil; kendi seçimlerinin gölgesini ve susturulmuş sorularını da bulacaktır.
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 260,00 | 260,00 |