Bir yol, hafızasının yarısını kaybederse geriye ne kalır?
Alevi-Bektaşi öğretisi, kadın ile erkeği “can” kavramında
buluşturan; rızalığı, paylaşmayı, doğayla bütünlüğü ve birlikte
yürümeyi esas alan bir inanç ve yaşam anlayışı taşır. Ancak
tarihsel süreç içinde bu denge her zaman aynı biçimde
korunmadı. Kadınların sözü, hizmeti, üretimi ve hafızası giderek
daha az görünür hâle geldi; öğreti ile uygulama arasındaki mesafe
büyüdü.
Yolun Hafızası, tam da bu kırılmanın izini sürüyor.
Bacıyan-ı Rum'dan kadın ozanlara, cem meydanından sözlü
kültüre, ritüellerden toplumsal dönüşümlere uzanan araştırma
bölümü; Alevi-Bektaşi geleneğinde kadının tarihsel konumunu ve
erilleşme sürecini sorguluyor. Fakat kitap burada bitmiyor.
Roman bölümünde Deyiş, babaannesi Sultan Ana'nın sözleri ve
Fadik Ana'dan kalan defterlerin izinde uzun bir yolculuğa çıkıyor.
Köyler, ocaklar, dergâhlar, mezarlar, eski defterler ve unutulmuş
sesler arasında ilerlerken yalnız geçmişi değil, bugün yaşanan
eksilmeyi de anlamaya çalışıyor.
Çünkü bir hafıza yalnız isimlerle yaşamaz. Lokmada, ağıtta,
nefeste, rızalıkta, gündelik hayatta ve kuşaktan kuşağa aktarılan
sözde de yaşar.
Ve kadınların adı silindiğinde yalnız kadınlar eksilmez.
Söz eksilir. Hafıza eksilir. Yol eksilir.
Yolun Hafızası, geçmişi romantikleştirmeden, bugünü de mahkûm
etmeden; unutulanı yeniden hatırlamaya ve şu soruyu sormaya
çağırıyor:
Yolun yarısı sustuğunda, öteki yarısı gerçekten tamam kalabilir
mi?
(Tanıtım Bülteninden)
Bir yol, hafızasının yarısını kaybederse geriye ne kalır?
Alevi-Bektaşi öğretisi, kadın ile erkeği “can” kavramında
buluşturan; rızalığı, paylaşmayı, doğayla bütünlüğü ve birlikte
yürümeyi esas alan bir inanç ve yaşam anlayışı taşır. Ancak
tarihsel süreç içinde bu denge her zaman aynı biçimde
korunmadı. Kadınların sözü, hizmeti, üretimi ve hafızası giderek
daha az görünür hâle geldi; öğreti ile uygulama arasındaki mesafe
büyüdü.
Yolun Hafızası, tam da bu kırılmanın izini sürüyor.
Bacıyan-ı Rum'dan kadın ozanlara, cem meydanından sözlü
kültüre, ritüellerden toplumsal dönüşümlere uzanan araştırma
bölümü; Alevi-Bektaşi geleneğinde kadının tarihsel konumunu ve
erilleşme sürecini sorguluyor. Fakat kitap burada bitmiyor.
Roman bölümünde Deyiş, babaannesi Sultan Ana'nın sözleri ve
Fadik Ana'dan kalan defterlerin izinde uzun bir yolculuğa çıkıyor.
Köyler, ocaklar, dergâhlar, mezarlar, eski defterler ve unutulmuş
sesler arasında ilerlerken yalnız geçmişi değil, bugün yaşanan
eksilmeyi de anlamaya çalışıyor.
Çünkü bir hafıza yalnız isimlerle yaşamaz. Lokmada, ağıtta,
nefeste, rızalıkta, gündelik hayatta ve kuşaktan kuşağa aktarılan
sözde de yaşar.
Ve kadınların adı silindiğinde yalnız kadınlar eksilmez.
Söz eksilir. Hafıza eksilir. Yol eksilir.
Yolun Hafızası, geçmişi romantikleştirmeden, bugünü de mahkûm
etmeden; unutulanı yeniden hatırlamaya ve şu soruyu sormaya
çağırıyor:
Yolun yarısı sustuğunda, öteki yarısı gerçekten tamam kalabilir
mi?
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 305,50 | 305,50 |