Orta Doğu'da yaşanan Arap Baharı herkesin malumudur. Bana göre, Orta Doğu'da yaşayan insanların asıl istedikleri yalnızca yiyecek, içecek veya bazı temel ihtiyaç malzemeleri değildi. Asıl istedikleri; başlarında bulunan dikta ve baskı rejimlerinin zorbalığından ve üzerlerindeki zincirlerden kurtularak özgür bir yaşama kavuşmaktı.
Bu sebeple isyan ve başkaldırı içindeki insanlar; istedikleri gibi giyinmek, istedikleri gibi konuşmak, mutlu olduklarında gönüllerince gülümsemek ve tıpkı okulun zili çalıp teneffüse çıkan çocuklar gibi, üzerlerine düşen sorumlulukları ve zorunlulukları yerine getirdikten sonra, tabiri caizse kendi özel hayatlarında ve kendi evlerinde kafeslerinden kurtulmanın özgürlüğünü yaşamak istiyorlardı.
Belki de bütün mesele buydu: Kendi hayatını, başkasının çizdiği sınırlar içinde değil, kendi iradesiyle yaşayabilmek... Özgürce yaşamak.
Yazmış olduğum bu kitapta, Orta Doğu'da böyle bir Arap Baharı'nın yaşanmasının muhtemel sonuçlarını; bir ailenin üyeleri arasındaki ilişkiler, yaşantılar, umutlar ve kaçışlar üzerinden anlatmaya çalıştım.
Bunun yanında, Türkiye'deki PKK sorunu üzerine de birkaç bölüm yazdım. Kendi düşünceme göre, 1980 sonrasında Türkiye'de yaşanan toplumsal ve siyasal koşulların, bazı insanların kendilerini dışlanmış ve baskı altında hissetmelerine yol açtığını; bu ortamın da zaman içerisinde şiddet ve terörün ortaya çıkmasına zemin hazırlayan etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Bu bölümlerde, yaşananları kendi bakış açım ve kurgum çerçevesinde ele almaya çalıştım.
İnşallah bu kez de kalemimi kırmak zorunda kalmam.
Beğenilmek, okunmak ve anlaşılmak dileğiyle...
Yeniden merhaba.
(Tanıtım Bülteninden)
Orta Doğu'da yaşanan Arap Baharı herkesin malumudur. Bana göre, Orta Doğu'da yaşayan insanların asıl istedikleri yalnızca yiyecek, içecek veya bazı temel ihtiyaç malzemeleri değildi. Asıl istedikleri; başlarında bulunan dikta ve baskı rejimlerinin zorbalığından ve üzerlerindeki zincirlerden kurtularak özgür bir yaşama kavuşmaktı.
Bu sebeple isyan ve başkaldırı içindeki insanlar; istedikleri gibi giyinmek, istedikleri gibi konuşmak, mutlu olduklarında gönüllerince gülümsemek ve tıpkı okulun zili çalıp teneffüse çıkan çocuklar gibi, üzerlerine düşen sorumlulukları ve zorunlulukları yerine getirdikten sonra, tabiri caizse kendi özel hayatlarında ve kendi evlerinde kafeslerinden kurtulmanın özgürlüğünü yaşamak istiyorlardı.
Belki de bütün mesele buydu: Kendi hayatını, başkasının çizdiği sınırlar içinde değil, kendi iradesiyle yaşayabilmek... Özgürce yaşamak.
Yazmış olduğum bu kitapta, Orta Doğu'da böyle bir Arap Baharı'nın yaşanmasının muhtemel sonuçlarını; bir ailenin üyeleri arasındaki ilişkiler, yaşantılar, umutlar ve kaçışlar üzerinden anlatmaya çalıştım.
Bunun yanında, Türkiye'deki PKK sorunu üzerine de birkaç bölüm yazdım. Kendi düşünceme göre, 1980 sonrasında Türkiye'de yaşanan toplumsal ve siyasal koşulların, bazı insanların kendilerini dışlanmış ve baskı altında hissetmelerine yol açtığını; bu ortamın da zaman içerisinde şiddet ve terörün ortaya çıkmasına zemin hazırlayan etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Bu bölümlerde, yaşananları kendi bakış açım ve kurgum çerçevesinde ele almaya çalıştım.
İnşallah bu kez de kalemimi kırmak zorunda kalmam.
Beğenilmek, okunmak ve anlaşılmak dileğiyle...
Yeniden merhaba.
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 130,00 | 130,00 |