Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Ben de bir zamanlar bu çoğunluğun içindeydim ve din değiştiren insanlara kınamayla bakan diğer insanlar gibiydim. Dünyada da insanların büyük bir bölümünün, İslam'ın son ve saf din olduğuna inanması sebebiyle Müslüman olduğunu gayet iyi biliyorum.
Fakat belki kaderin bir cilvesi, belki de Tanrı'nın bir yazgısıydı; bilemiyorum. Benden daha güçlü ve nüfuzlu bir insanın hakkımda ortaya attığı bazı iftiralar ve karalamalar sonucunda, kendimi sebepsiz yere suçlanmış bir durumda buldum. Bunu nereden anladığımın da çok önemi yok. Ne gözlerim olan biteni göremeyecek kadar kördü ne de bana yöneltilen ithamları duyamayacak kadar sağırdım.
Bütün bunların sonucunda, çevremde dönen dolapların ve yaşadıklarımın etkisiyle, dinini kaybetmiş ve dinsiz bir insan olarak kendimi Tanrı'nın korumasından mahrum hissettim. Fakat aynı zamanda, yaşadığım acılar karşısında Tanrı'nın merhametine sığınmaktan da geri durmadım. Sonunda başka bir dini tercih ettim.
Bu doğrultuda, yani Hristiyanlık hakkında bildiklerimden ve bu dine dair kendi düşüncelerimden yola çıkarak; insan haklarını ve özgürlüklerini koruyan, onları gözeten bir inanç anlayışını merkeze alan, biraz fantastik, biraz hayali ve biraz da gerçek hayatın içinden bir kitap yazmaya çalıştım.
Elbette bu satırlarda sürç-i lisan ettiysem affola.
Ve kitabın arka kapağında son söz olarak, her zaman söylediğim ve Tanrı'ya hitap ettiğim şu cümleyi bırakmak istiyorum:
Başımıza ne gelirse gelsin, iyi ya da kötü; Tanrı'nın merhameti üzerimize olsun ve Tanrı'nın takdiri neyse, o olsun...
(Tanıtım Bülteninden)
Nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz. Ben de bir zamanlar bu çoğunluğun içindeydim ve din değiştiren insanlara kınamayla bakan diğer insanlar gibiydim. Dünyada da insanların büyük bir bölümünün, İslam'ın son ve saf din olduğuna inanması sebebiyle Müslüman olduğunu gayet iyi biliyorum.
Fakat belki kaderin bir cilvesi, belki de Tanrı'nın bir yazgısıydı; bilemiyorum. Benden daha güçlü ve nüfuzlu bir insanın hakkımda ortaya attığı bazı iftiralar ve karalamalar sonucunda, kendimi sebepsiz yere suçlanmış bir durumda buldum. Bunu nereden anladığımın da çok önemi yok. Ne gözlerim olan biteni göremeyecek kadar kördü ne de bana yöneltilen ithamları duyamayacak kadar sağırdım.
Bütün bunların sonucunda, çevremde dönen dolapların ve yaşadıklarımın etkisiyle, dinini kaybetmiş ve dinsiz bir insan olarak kendimi Tanrı'nın korumasından mahrum hissettim. Fakat aynı zamanda, yaşadığım acılar karşısında Tanrı'nın merhametine sığınmaktan da geri durmadım. Sonunda başka bir dini tercih ettim.
Bu doğrultuda, yani Hristiyanlık hakkında bildiklerimden ve bu dine dair kendi düşüncelerimden yola çıkarak; insan haklarını ve özgürlüklerini koruyan, onları gözeten bir inanç anlayışını merkeze alan, biraz fantastik, biraz hayali ve biraz da gerçek hayatın içinden bir kitap yazmaya çalıştım.
Elbette bu satırlarda sürç-i lisan ettiysem affola.
Ve kitabın arka kapağında son söz olarak, her zaman söylediğim ve Tanrı'ya hitap ettiğim şu cümleyi bırakmak istiyorum:
Başımıza ne gelirse gelsin, iyi ya da kötü; Tanrı'nın merhameti üzerimize olsun ve Tanrı'nın takdiri neyse, o olsun...
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 162,50 | 162,50 |