Türk Sanatları Çini

Stok Kodu:
9786059858373
Boyut:
16x24
Sayfa Sayısı:
336
Basım Yeri:
İstanbul
Basım Tarihi:
Mayıs 2026
Kapak Türü:
Karton Kapak
Kağıt Türü:
Kuşe Kağıt
Dili:
Türkçe
%30 indirimli
1.500,00TL
1.050,00TL
9786059858373
1104325
Türk Sanatları Çini
Türk Sanatları Çini
1050

Çin sanatına özgü anlamında türetilmiş “çini” bizim geleneksel seramiğimizdir. Türklerde seramik geleneği Karahanlılar ve Gazneliler dönemi yapılarında ortaya çıkmıştır. Sırlı seramiğin Anadolu’ya gelişi ise Selçuklu Türkleri vasıtası ile olmuştur. Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan siyasi karışıklıkta yaşanan Beylikler Dönemi’nde yine Selçuklu çini geleneği benzer şekilde devam etmiştir. Erken Osmanlı Dönemi’nde çinilerin hamuru Selçuklu’ da olduğu gibi kırmızı iken beyaz çini hamuru ilk olarak 15. yüzyıl mavi-beyazlarında karşımıza çıkar. Fatih dönemi saray nakkaş başı olan Baba Nakkaş’ın sanatımıza kazandırdığı bu tarza ona ithafen Baba Nakkaş Üslubu adı verilmiştir. Mimar Sinan’ın eserlerinde çiniye özel bir ilgi göstermesinin sonucunda çini sanatının yükselişi 16. yüzyılda olmuştur. Yüzyılın ilk yarısında üretilen çiniler, Şam’daki abidevi yapılardaki örneklere benzediğinden bunlara yanlış olarak Şam İşi adı yakıştırılmış ama 1960’larda Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan İznik çini fırınları kazısı neticesinde bu çinilerin İznik’te üretildiği kesinlik kazanmıştır. 16. yüzyılın ikinci yarısı ise, çini sanatında meşhur kırmızı rengin ortaya çıktığı en parlak dönemdir. Şahkulu’nun öğrencisi olan Kara Memi’nin ilk olarak Muhibbi Divanı’nın tezhiplerinde kullandığı natüralist çiçek üslubu, çini sanatına da yansıyarak lale, karanfil, gül, sümbül gibi birçok çiçeği görebildiğimiz bu desenler çinileri adeta cennet tasvirine dönüştürmüştür. 17. yüzyılda abidevi yapıların azalması ile çini sanatı gerilemeye başlamış, işçilik ve kalite bozulmuştur. Yüzyılın sonlarına doğru saray patronajında olan İznik çiniciliği yerini gölgesinde kalan Kütahya’ya bırakmıştır. Yine bu yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul’da İznik çiniciliğini yeniden canlandırmak amacı ile Tekfur Sarayı civarında kurulan atölyelerde kısa bir dönem çini üretilmiş ama İznik çinilerinin kalitesine ulaşılamamıştır. Üniversitelerin ve yerel yönetimlerin gayreti ile bu kültür varlığı yaşatılmaya devam ettirilmektedir.

Çin sanatına özgü anlamında türetilmiş “çini” bizim geleneksel seramiğimizdir. Türklerde seramik geleneği Karahanlılar ve Gazneliler dönemi yapılarında ortaya çıkmıştır. Sırlı seramiğin Anadolu’ya gelişi ise Selçuklu Türkleri vasıtası ile olmuştur. Selçuklu Devleti yıkıldıktan sonra ortaya çıkan siyasi karışıklıkta yaşanan Beylikler Dönemi’nde yine Selçuklu çini geleneği benzer şekilde devam etmiştir. Erken Osmanlı Dönemi’nde çinilerin hamuru Selçuklu’ da olduğu gibi kırmızı iken beyaz çini hamuru ilk olarak 15. yüzyıl mavi-beyazlarında karşımıza çıkar. Fatih dönemi saray nakkaş başı olan Baba Nakkaş’ın sanatımıza kazandırdığı bu tarza ona ithafen Baba Nakkaş Üslubu adı verilmiştir. Mimar Sinan’ın eserlerinde çiniye özel bir ilgi göstermesinin sonucunda çini sanatının yükselişi 16. yüzyılda olmuştur. Yüzyılın ilk yarısında üretilen çiniler, Şam’daki abidevi yapılardaki örneklere benzediğinden bunlara yanlış olarak Şam İşi adı yakıştırılmış ama 1960’larda Oktay Aslanapa başkanlığında yapılan İznik çini fırınları kazısı neticesinde bu çinilerin İznik’te üretildiği kesinlik kazanmıştır. 16. yüzyılın ikinci yarısı ise, çini sanatında meşhur kırmızı rengin ortaya çıktığı en parlak dönemdir. Şahkulu’nun öğrencisi olan Kara Memi’nin ilk olarak Muhibbi Divanı’nın tezhiplerinde kullandığı natüralist çiçek üslubu, çini sanatına da yansıyarak lale, karanfil, gül, sümbül gibi birçok çiçeği görebildiğimiz bu desenler çinileri adeta cennet tasvirine dönüştürmüştür. 17. yüzyılda abidevi yapıların azalması ile çini sanatı gerilemeye başlamış, işçilik ve kalite bozulmuştur. Yüzyılın sonlarına doğru saray patronajında olan İznik çiniciliği yerini gölgesinde kalan Kütahya’ya bırakmıştır. Yine bu yüzyılın ilk çeyreğinde İstanbul’da İznik çiniciliğini yeniden canlandırmak amacı ile Tekfur Sarayı civarında kurulan atölyelerde kısa bir dönem çini üretilmiş ama İznik çinilerinin kalitesine ulaşılamamıştır. Üniversitelerin ve yerel yönetimlerin gayreti ile bu kültür varlığı yaşatılmaya devam ettirilmektedir.

Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 1.050,00    1.050,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat