“Bildiğim tek şey, şu an uçurumun tam kenarında olduğum. Ne dayanacak dermanım var artık ne de umudum…
Şimdi devrilmiş bir ağaç misali bu alt damında yavaş yavaş çürüyorum… Kim bilir yaşadığım her şey başkalarının da yaşaması için hazırlanmış kadim bir oyunun gizli parçaları. Belki gizli bir anlaşma. Diğerleri arasında varılan gizli bir mutabakat. Bunu şimdilerde yavaş yavaş ancak anlayabiliyorum. İşte yine o kişneme sesi! Ruhumu biçmeye çalışan bir tırpan gibi köyün sokaklarında savruluyor, onu da duyuyorum. Benim için geldiğini biliyorum… Bir kumaşı yırtmak için iki el gereklidir. Bir insan içinse sadece insan..."
İnsan, kendi seçimleriyle değil; o seçimleri kaçınılmaz kılan iktidarın insanda bıraktığı izlerle yıpranır. Her çağın, her toplumun ve her insanın, insanda bıraktığı izler vardır. Kimi toprağa düşer kimi ilişkilere kimi hafızaya; kimi ise insanın içine yerleşir. Asıl yıkım da çoğu zaman orada başlar. İşte en derin yırtık, tam da orada açılır.
Yırtık, savaşın gölgesinde geçen bir hikâye anlatmıyor yalnızca. İnsanın, kendi varlığını koruyabilmek için verdiği kararlar sonucunda ortaya çıkan gerilimlerle giriştiği mücadelesini anlatıyor. Okuyucu, iktidarın, toplumsal baskının ve korkunun görünmez ağı içinde sıkışan bir hayatın giderek bütünlüğünü kaybedişini izlerken, sonunda tek bir insanın değil bütün bir insanlığın alegorik kırılganlığıyla yüzleşiyor. Çünkü bazı yırtıklar kumaşta açılmaz. Ve her yırtık görebilen için bir iz bırakır...
(Tanıtım Bülteninden)
“Bildiğim tek şey, şu an uçurumun tam kenarında olduğum. Ne dayanacak dermanım var artık ne de umudum…
Şimdi devrilmiş bir ağaç misali bu alt damında yavaş yavaş çürüyorum… Kim bilir yaşadığım her şey başkalarının da yaşaması için hazırlanmış kadim bir oyunun gizli parçaları. Belki gizli bir anlaşma. Diğerleri arasında varılan gizli bir mutabakat. Bunu şimdilerde yavaş yavaş ancak anlayabiliyorum. İşte yine o kişneme sesi! Ruhumu biçmeye çalışan bir tırpan gibi köyün sokaklarında savruluyor, onu da duyuyorum. Benim için geldiğini biliyorum… Bir kumaşı yırtmak için iki el gereklidir. Bir insan içinse sadece insan..."
İnsan, kendi seçimleriyle değil; o seçimleri kaçınılmaz kılan iktidarın insanda bıraktığı izlerle yıpranır. Her çağın, her toplumun ve her insanın, insanda bıraktığı izler vardır. Kimi toprağa düşer kimi ilişkilere kimi hafızaya; kimi ise insanın içine yerleşir. Asıl yıkım da çoğu zaman orada başlar. İşte en derin yırtık, tam da orada açılır.
Yırtık, savaşın gölgesinde geçen bir hikâye anlatmıyor yalnızca. İnsanın, kendi varlığını koruyabilmek için verdiği kararlar sonucunda ortaya çıkan gerilimlerle giriştiği mücadelesini anlatıyor. Okuyucu, iktidarın, toplumsal baskının ve korkunun görünmez ağı içinde sıkışan bir hayatın giderek bütünlüğünü kaybedişini izlerken, sonunda tek bir insanın değil bütün bir insanlığın alegorik kırılganlığıyla yüzleşiyor. Çünkü bazı yırtıklar kumaşta açılmaz. Ve her yırtık görebilen için bir iz bırakır...
(Tanıtım Bülteninden)
| Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
|---|---|---|
| Tek Çekim | 390,00 | 390,00 |