Türk Sanatları Hat

Stok Kodu:
9786059858434
Boyut:
16 cm x 24 cm
Sayfa Sayısı:
307
Basım Yeri:
İstanbul
Basım Tarihi:
Mayıs 2026
Kapak Türü:
Ciltsiz
Kağıt Türü:
2. Hamur
Dili:
Türkçe
%35 indirimli
1.500,00TL
975,00TL
9786059858434
1112772
Türk Sanatları Hat
Türk Sanatları Hat
975
Hat sanatı yahut Hüsn-i Hat adıyla bilinen, belirli kurallar içinde güzel yazı yazma sanatının temeli, M. Ö. 6 yüzyılda Ürdün civarında yaşamış olan Aramî
asıllı Nabat kavminin alfabesine dayanır. Önceleri bu yazı Araplar tarafından kullanıldığı için Arap yazısı adıyla anılırken daha sonraları İslâm'ın çeşitli
coğrafyalara yayılması ve bu yazının Müslümanlar tarafından kullanılması dolayısıyla İslâm yazısı adını aldı.
Hattat Şeyh Hamdullah, Türk üslûbunun başlangıcı sayıldı ve kendisine Kıbletü'l-küttâb yani Hattatların Kıblesi adı verildi. Şeyh Hamdullah'ın yazıya
getirdiği yeniliklerle yazı sanatının merkezi olan Bağdat önemini kaybetti ve yazının yeni başkenti İstanbul oldu. Şeyh'in üslûbu hemen kabul gördü ve 15
yüzyılın sonlarında aklâm-ı sitte bambaşka bir anlayışla yazılmaya başlandı.
16 yüzyılın tartışmasız en büyük adlarından biri Ahmed Şemseddîn Karahisârî idi. Şeyh'in çağdaşı olan Karahisârî, Yakût yolunu benimsemişse de onun
sıradan bir takipçisi olarak kalmadı. Yazıya getirdiği yeniliklerle Yakût'u aştı; sanat gücü, estetik anlayışı ve zevkiyle her dönemde hayranlık uyandırdı.
Hat sanatında Şeyh Hamdullah'ın üslûbu yaklaşık 150 yıl sürdü. 17 yüzyılın ikici yarısında Hafız Osman adındaki büyük usta, aklâm-ı sittede yeni bir sayfa
açtı.
Mustafa Râkım, Mahmud Celaleddin ve Yesarizade gibi büyük hat ustaları hat sanatını çok ileri götürdüler.
Cumhuriyet Dönemi'nde hat sanatında usta-çırak ilişkisi devam etti. Harf İnkılâbından sonra bu sanatın unutulmaması için eğitim verilmesi gerektiğine işaret
edildi ve Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde hat sanatının öğretilmesine karar verildi.
Hat sanatı, hâlen üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde ve ayrıca yazı kurslarında hoca-talebe geleneğiyle öğretilmektedir.
Hat sanatı yahut Hüsn-i Hat adıyla bilinen, belirli kurallar içinde güzel yazı yazma sanatının temeli, M. Ö. 6 yüzyılda Ürdün civarında yaşamış olan Aramî
asıllı Nabat kavminin alfabesine dayanır. Önceleri bu yazı Araplar tarafından kullanıldığı için Arap yazısı adıyla anılırken daha sonraları İslâm'ın çeşitli
coğrafyalara yayılması ve bu yazının Müslümanlar tarafından kullanılması dolayısıyla İslâm yazısı adını aldı.
Hattat Şeyh Hamdullah, Türk üslûbunun başlangıcı sayıldı ve kendisine Kıbletü'l-küttâb yani Hattatların Kıblesi adı verildi. Şeyh Hamdullah'ın yazıya
getirdiği yeniliklerle yazı sanatının merkezi olan Bağdat önemini kaybetti ve yazının yeni başkenti İstanbul oldu. Şeyh'in üslûbu hemen kabul gördü ve 15
yüzyılın sonlarında aklâm-ı sitte bambaşka bir anlayışla yazılmaya başlandı.
16 yüzyılın tartışmasız en büyük adlarından biri Ahmed Şemseddîn Karahisârî idi. Şeyh'in çağdaşı olan Karahisârî, Yakût yolunu benimsemişse de onun
sıradan bir takipçisi olarak kalmadı. Yazıya getirdiği yeniliklerle Yakût'u aştı; sanat gücü, estetik anlayışı ve zevkiyle her dönemde hayranlık uyandırdı.
Hat sanatında Şeyh Hamdullah'ın üslûbu yaklaşık 150 yıl sürdü. 17 yüzyılın ikici yarısında Hafız Osman adındaki büyük usta, aklâm-ı sittede yeni bir sayfa
açtı.
Mustafa Râkım, Mahmud Celaleddin ve Yesarizade gibi büyük hat ustaları hat sanatını çok ileri götürdüler.
Cumhuriyet Dönemi'nde hat sanatında usta-çırak ilişkisi devam etti. Harf İnkılâbından sonra bu sanatın unutulmaması için eğitim verilmesi gerektiğine işaret
edildi ve Güzel Sanatlar Akademisi bünyesinde hat sanatının öğretilmesine karar verildi.
Hat sanatı, hâlen üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde ve ayrıca yazı kurslarında hoca-talebe geleneğiyle öğretilmektedir.
Tüm kartlar
Taksit Sayısı Taksit tutarı Genel Toplam
Tek Çekim 975,00    975,00   
Yorum yaz
Bu kitabı henüz kimse eleştirmemiş.
Kapat